Baloların Kedi Leydisi Bölüm 5: Beden ve Zihin Çelişkisi

14 yaşından itibaren gittiği her baloda Balo Kraliçesi seçilen Piera 18'ine bastığında hayatının kendi güzelliğine ve verilen eğitime bağlı standart bir ilerlemesi olduğunu fark eder. 20'sine bastığında ise artık bu hayattan kurtulmak istediğini anlar. Her etkinlik sonrasında gizlice çıkar gözyaşları içinde ve özgürlüğünü dileyip durur. Bir gün evinin camının önünde atlamak üzere olan sarı bir kedi görür. Onu kurtarmak için atıldığı zaman çoktan kendisi de o kedi ile aşağı düşmeye başlar. Uyandığında ise kendini kediler ile anlayan ve konuşabilen bir leydinin bedeninde bulur. Artık bir amacı vardır: Geçmişten kalan alışkanlıklarını kırarak özgür olmayı başarmak.

Baloların Kedi Leydisi Bölüm 5: Beden ve Zihin Çelişkisi

Bölüm 5: Beden ve Zihin Çelişkisi

Nro, leydisinin balo bitiminde hemen çıktığını görünce peşinden koştu. Yanına varınca mutlu bir gülümseme ile onun yanında yürümeye başladı, "Herkes kıskandı seni. Gördün mü? Çok iyi değil miydi? Karşılarında bir kraliçe varmış gibi asilce durdular ve sana bakıp, 'Hoş geldiniz! Kraliçe hazretlerinin varisi Kedi Kraliçe!' der gibiydi gözleri. Bana ve Mas'e bile şaşkınca baktılar. İçindeki güzellik sonunda dışına vurdu." dedi.Leydisi ilerlemeye devam etti sadece. Nro şaşkınca ona baktı ve merakla yanına gelip yürümeye başladı, "Belki de fazla hızlı gittim. O zaman eskisine olanla daha fazla saygın oldun." dedi. Leydisi durdu, "Nro, ben ne zamandan beri taca bu kadar istekliyim?" dedi. Nro, "Ha? O mu? Aslında Bay Bfvin ile tanıştıktan bir hafta sonra oldu. Yanındaki hizmetçiyi yanına bıraktı hatta." dedi. Leydisi gülerek ona döndü, "Pasta yemek istiyorum. Acaba benle gelir misin?" dedi. Nro neşeyle, "Tabii. Ama Mas'i bulmalıyım. Senle dışarı çıktığımdan beri görmedim onu." dedi. Sonra düşünceli bir sesle, "Harbi o nerede? Dibinden ayrılmazdı  lazım. Onu anlayıp kendi isteğimi yapmalıyım." dedi. Umutsuz bir gülümseme ile mutfağa gitti. 

Nro camdan dışarı bakan Mas'i görünce rahatlamış bir gülümseme ile yanına gitti, ciddi duruşunda hiçbir bozulma yoktu. Bir süre o da sessizce dışarı izlemeye başladı. Mas, "Ne oldu, Nro?" dediğinde ona döndü. Gülümseyerek, "Hadi, leydi bekliyor. Pasta yerken yanında durmamızı istiyor." dedi. Mas, "Çocukça bir istek. Sen git. Ben bir süre daha gözetleme yapacağım." dedi. Nro, "Kimi izliyorsun?" dedi. Mas, "Geldi baş belası çocuk." dedi sinirle. Nro saraydan içeri giren kahverengi saçlı oğlana baktı, "Aaaa, ayakkabıcının oğlu. Leydi için yeni ayakkabı vakti. Oleyy! Hey, hey, Mas! Çoooook tatlı değil mi? Leydime uygun ayrıca. Tatlı oğlan, şeker leydim. Vaaa! Çok güzel." dedi. Mas, "Nro ciddi ol. Hiçbiri leydimize layık değil. Unutma o prensi istiyor." dedi. Nro aşağıya atladı, "Prens hazretleri sanki ziyarete geldi. Bahacinin teki. Leydime sadık biri olmalı. Neyse ben önden gidiyorum. Sende gel." dedi, koşmaya başladı. 

Ayakkabıcının oğlu içeri girince o da aşağı indi ve mutfağa koşmay başladı. Nro'nun halka bağlı insanları sevdiğini biliyordu ama leydisine uygunu seçme çabası hep sinirini bozuyordu. Bu yüzden Nro'nun beğendiği her oğlanı saraya girerken gözlüyordu. Bunu yaptığı için leydsinden çok azar yemişti ama yapmaktanda kendini alı koyamıyordu. Mutfağa varana kadar kendini sakinleştirecek şeyler düşündü. Vardığında oğlanı görünce başarılı olduğunu anladı.

Piera iki kedininde orada olduğunu görünce yediği pasta ile onlara gülümsedi. Onun için çok önemliydi ufaklıklar. Bedenle ile en büyük ortak fikirleri şimdilik bu gibi duruyordu. Kedilerden kafasını çevirince yüzü hafifçe kızardı. Ona göre bu çocuk sıradan bile olsa beden için oldukça hoş biriydi. Diğer hizmetlilerin fısıldaşmasından anladığı tek şey ise tatlı olduğu idi. İçinden, "Belki de ben fazla tatlı çocuk gördüm ve zirvedekiler ile sevgili oldum diyedir." dedi. İç çekti ama beden aynı tepkiyi vermedi. Oğlana göz ucu ile baktı. Oğlan ile göz göze gelince kızardı beden ve öbür tarafa döndü yüzünü. 

Oğlan, hafifçe kızararak leydiye baktı. Güzel olduğunun farkındaydı ama bunu gerçekte gördüğünde daha bir güzel olduğunu fark etti. İçinden: "Acaba yanına gitsem bir şey olur mu?" dedi. Sonra, "Hayır, o şu an yeni biri gibi. Yüksek statüde biri gibi. Benim yanına gitmem hoş olmaz. Odasına geçince ufak bir sohbet etsek yeter. Sonuçta yeni ayakkabıları tanıtmam lazım." dedi. Arkasını döndü. Sinirle ona bakan kızıl kedinin dibinde durmadan dönen sarı kediye baktı. Sarı kediyi görünce gülümsedi. Sarı kedi olmasa belki de buraya kadar gelemezdi. Kızıl kediden uzun zamandır korkuyordu. Her an saldıracak gibiydi. Eğer leydisine saldırmayı deneyen askere yaptıklarını görmese korkmadı. Ama yeri geldiğinde tam bir aslandı o kedi. 

Pastası bitince oğlana dönüp gülümsedi ve ufak bir el hareketiyle arkasından gelmesi işaret etti. Oğlan yutkundu ve ufak adımlar ile biraz arkasından ilerlemeye başladı. Sessiz birkaç dakika geçtikten sonra leydi, "Eee, günlerin nasıl geçiyor?" diye sordu. Oğlan, "Klasik bir şekilde. Sadece bugün bir kızdan teklif aldım." dedi. Leydl durdu, "Ne dedin peki? Beklentilerinin her zaman benim çizgimde olduğunu düşünüyordum." dedi. Oğlan telaş ile, "Za-zaten öyle. Sizin dışınızda ilgimi çeken kimse yok. Ya-ya-ni sizin gibi birini isterdim. Sonuçta bu yıl olursa prens ile evleneceksiniz." dedi. Leydi ilerlemeye başladı, "Bu yıl, hayır, eğitimim başlamadan önce bir kaza oldu. Ve hafızamın bir kısmı kayıp bu yüzden ben yeni bir arayış içindeyim. Asıl isteğimi arıyorum." dedi. Oğlan gülümsedi, ”Yıllar çiçeğinin bereketi sizle olsun leydim.” dedi. Leydisi sustu ve ilerlemey başladılar. 

Piera içten içe bedene saymaya başlamıştı, özgürlük ve kraliyet konusunda aynı fikirde olsalar bile duygu konusubda kesinlikle zıttılar. Piera, "Bir kerede tüm yetkiyi bana ver. Seni aptal beden. Asıl gözükürken iyi. Baş kaldırırken iyi. Ama duygular ve ilişkilerde kendi kafana göre gidiyorsun. Bir kerede bana uy. Karışık işler yapma." dedi. Ama bedenin onu takmadığına emindi. Bıkkınca nefes verdi. Dışarı çıkmadığına emindi tepkilerinin. Bu yüzden biraz olsun rahattı. Kendine ait bir yer vardı en azından. 

Odaya vardıklarında leydisi her zaman anlatılanlardan duyduğu kraliçe gibi asıl bir tavır ile yatağa oturup topuklularını çıkardı. Sonra, "Lütfen, rahat bir şeyler olduğunu söyle elinde. Bunlar beni deli ediyor. Her gün giymek cidden zarar." dedi. Oğlan, "Pabuç seversin yani?" dedi. Leydisi merak ile ona baktı. Odaya taşınmış olan tanıtım yerinden kırmızıya kaçan pembe pabucu eline aldı. Leydisinin yanına gitti. Pabuçları ona uzattı, "Size takdim eden rahatlığın gerçek adı." dedi. Leydisi kıkırdadı. Eline aldı ve giydi. Ayağa kalktı, birkaç defa yürüdü. Sonra gülümsedi, "Çok rahat." dedi. Tekrar yerine döndü, "Başka nelerin var?" dedi. Oğlan heyecan ile anlatmaya başladı.

Kapının dibinde oturmuş olan Mas'in dibinde yatan Nro bir yansan sohbeti dinlemeye çalışıyordu bir yanda Mas içeri girmesin diye onu uyuz ediyordu. Mas ise Nro içeri dalmasın diye bunlara dayanmak zorundaydı. İçinden, "Neden başkasını seçmedi ki? Neden Nro'ya? Deli birine mi bakmak zorundayım illa? Yakında bende delireceğim." dedi. Dışardan ise umursamaz gözükmeye çalışıyordu.