Entigma 4.Bölüm: L&L

Güneş ışığı altında parıldayan çelik havada savrulup rüzgarı kesti. Ruhlar belli bir istek doğrultusunda hareket eder gibi ileri atıldı. Yüce yıldırımlar ve alevlerle bezenmiş kayalar gökyüzünden yağdı. Kanla kaplanmış olan savaş alanı içerisinde dehşet verici kızıl gözler kendini gösterdi ve düşmanlarının içine korku saldı.

Entigma 4.Bölüm: L&L

Bölüm 4: L&L

Lucy yavaşça gözlerini açtı. Lancelot’un belli belirsiz figürünü seçebiliyordu.

 

“Lancy.” Lucy kısık bir sesle sayıklamaya başladı. Lancelot, Lucy’nin sesini duyduğunda oturduğu sandalyeye yöneldi ve onu sertçe salladı.

 

“Vav, vav vav! Ne yapıyorsun! Tamam, uyandım!” Lucy, lancelot’un şiddetli sallayışından dolayı derin uykusundan aniden uyanmıştı.

 

“Ne oldu bize?” Lucy şaşkın bir şekilde konuştu. Neden aniden uyku bastırdığını anlayamamıştı. Bildiği kadarıyla yaptığı yemeğin böyle bir etkisi yoktu.

 

“Anlaşılan birileri malzemelere bir şeyler karıştırmış.” Lancelot, Lucy’nin uyandığını gördüğünde ellerini omzundan çekti ve sorusunu yanıtladı.

 

“bileklerindekiler de ne öyle?” Lancelot’un bileklerinde bulunan demir parçaları Lucy’nin dikkatini çekmişti.

 

“Ben de bilmiyorum ancak kılıcı taşımamı bile engelliyor. Sanırım bir çeşit güç sınırlayıcı.” Lancelot bileklerindeki demir halkalara bakarken konuştu. Bunlar cücelerin taktıkları kelepçelerdi.

 

“Demek sonunda uyandınız sevgili misafirler.” Bir an da salonda bir ses duyuldu. Ses ile birlikte 6 cüce salona giriş yaptı. Her biri birbirlerine oldukça benzeyen 6 cüce ikilinin önüne kadar ilerledi.

 

“Kimsiniz siz?” Lancelot altılının önünü geldi ve yollarını kesti.

 

“Sakin koca oğlan. Biz senin için değil, onun için buradayız.” Altılının ortasında bulunan ve Lancelot’a kelepçeleri takan cüce cevap verdi.

 

“Ben bu grubun lideri Gitruc. Diğerleri de sırasıyla Kognac, Dhobac, Vaznar, Silgere, Noravolda.” Gitruc kendisiyle beraber grubun geri kalanını tanıttı.

 

“Selamlar!”

 

“Ben Dhobac.”

 

“Memnun oldum.”

 

“Merhaba kocaoğlan!”

 

“Selam yakışıklı.” İsimleri söylenen cüceler ileri çıkıp Lancelot’a selam verdiler. Silgere ve Noravolda kadın oldukları için sakalsızlardı ancak diğer cüceler yüzlerinin neredeyse tamamını kaplayan sakallara sahiptiler. Bu da onları tanınamaz hale getiriyordu.

 

“Amacınız ne?” Lancelot cücelerin selamlarını görmezden geldi ve bir kez daha sordu.

 

“Amacımız mı? Doğru, sizi neden bayılttığımızı merak ediyor olmalısınız. Aslında eğer buradan canlı çıkmak istiyorsanız yarışmaya katılmalı ve kazanmalısınız.” Gitruc, Lancelot’un sorusuna cevap verdi.

 

“Yarışma mı? Gücümü bu halkalar ile sınırladınız, nasıl olurda bir yarışmaya katılıp kazanmamı beklersiniz?” Lancelot bileklerini göstererek konuştu.

 

“Bu yarışma senin gücünle ilgili değil kocaoğlan tam aksine şuradaki güzel kızın aşçılığıyla ilgili!” Gitruc kafasını iki yana salladı ve Lucy’i işaret ederek konuştu.

 

“Benim aşçılık yeteneklerim mi?” Lucy şaşkın bir şekilde konuştu.

 

“Aynen öyle! Biz altımız bir yemek pişireceğiz ve siz ikinizde bizim yaptığımız yemeğin aynısını yapacaksınız. Hangimizin yemeği daha güzelse o kazanacak.” Gitruc açıklama yaptı.

 

“Jüriler kim olacak?” Lancelot sordu. Eğer cüceler kendileri jürilik yaparsa bu adil bir yarışma olmazdı.

 

“Tabii ki de biz, ama merak etmeyin tamamen tarafsız olacağımıza dair yüce yaratıcı Aule’ye ve Hephaistos adına yemin ediyoruz.” Gitruc bir elini havaya kaldırdı ve yemin etti. Onun bu hareketini diğer cücelerde taklit etti.

 

“Aule ve Hephaistos’mu?” Lucy, Lancelot’a sordu.

 

“Aule cücelerin yaratıcı tanrılarıyken Hephaistos demircilik tanrısı olarak geçer. Demircilik zanaatı cüceler için çok önemli olduğundan Hephaistos’u, Aule ile eşit görürler.” Lancelot kısa bir açıklama yaptı.

 

“Anladım! Kabul ediyorum!” Lucy, Lancelot’un açıklamasını duyduktan sonra yarışma teklifini kabul etti.

 

“O zaman yarışma başlasın!”

 

“Yeey!”

 

“Horra!”

 

“Herkes yerlerine!” Cüceler Lucy’nin yarışmayı kabul ettiğini görünce coşkuyla hazırlıklara başladı. Masalar zaten ikili uyurken cüceler tarafından hazır edilmişti. Yani herkes yerini aldığında yarışma başlayacaktı.

 

“O zaman ne yapacağımıza karar vermeliyiz.”

 

“Bir düşünelim bakalım.”

 

“Bence Kül Kral oldukça güzel bir tercih olacaktır.”

 

“Hayır, bence Klon Çorbası yaparsak çok daha iyi olur.”

 

“Hadi ama çocuklar en iyi tercih tabii ki de pasta yapmak olacaktır. Yapması basit ve kolay ancak güzel yapmak için birçok şeyi göz önüne almak gerek. Üstelik tadı da oldukça lezzetli oluyor!” Arkadaşlarının kendi arasında tartıştığını gören Gitruc tartışmaya bir son verdi.

 

“Sizin için de uygun mu?” Gitruc ikiliye sordu.

 

“Sıkıntı değil. Birçok yemeğin tarifini biliyorum.” Lucy kendine güveniyordu. Üstelik Lancelot cücelerin aşçılıkta değil demircilikte yetenekli olduğunu söylemişti.

 

“O zaman yarışma başlasın!” Gitruc coşkuyla bağırdı ve elindeki kaşık ile çana vurdu.

 

(Ding, dong)

 

“Ne aromalı yapacağız?”

 

“Çikolata!”

 

“Vanilyalı!”

 

“Çilekli!”

 

“Meyveli!”

 

“Hepsi birden nasıl olur!”

 

“Mükemmel!”

 

“Başlayalım!” Cüceler etrafta koşuşturmaya ve gerekli malzemeleri masalardan almaya başladı. Normal bir pasta da kullanılan malzeme miktarının neredeyse beş katı fazla malzeme toplamışlardı.

 

“Hehe, o zaman biz de başlayalım Lancy! Bana bir paket un, Çikolata parçacığı, krema…” Lucy bir kere daha bütün malzemeleri saymaya Lancelot ise istenilen malzemeleri getirmeye başladı. Gücü kelepçeler yüzünden sınırlanmış olsa da hala bir insandan çok daha hızlıydı. Lucy unu bir kaba koydu ve süt ile karıştırdı. Lancelot’a kapta bulunan karışımı karıştırması için verdi. Ardından fırını uygun sıcaklığa getirdi ve ısınması için gerekli olabilecek süreyi belirledi. Masada ki meyveleri küçük parçalara böldü ve bir kaba doldurdu. Cüceler bile yaptıkları işe ara verip bir süre Lucy’i izlemişlerdi. İşini büyük bir ustalıkla yapıyordu. Lucy, Lancelot’un elindeki hamuru aldı ve içine şeker serpiştirdi. Ardından bir düş tatlısı bitkisini aldı ve yuvarlak kısmını tavada eritti. Düş tatlısı eridiğinde unun içine döktü ve bir süre karıştırdıktan sonra kaba döktü ve fırına verdi. Süreyi tekrar ayarladı ve cücelerin olduğu kısma baktı.

 

“Bu, cidden berbat!” Lucy şaşkın bir şekilde konuştu.

 

“Aynen öyle, eğer gerçekten tarafsız davranırlarsa bu yarışmayı kolayca kazanabilirsin.” Lancelot, Lucy’i onayladı. Lucy’e yardım ederken cüceleri de kontrol etmeyi unutmuyordu. Herkesin farklı bir şeyler istemesinden dolayı pasta karman çorman olmuştu. İşbirliğinden eser yoktu.

 

“Noravolda bu şekilde yapamazsın!”

 

“Dhobac, pastanın bu tarafı benim. Kaybol!”

 

“Gitruc, bence fazlalık olarak birkaç malzeme daha ekleyebiliriz.” Vaznar bir kucak dolusu malzemeyi masaya bıraktı. Cücelerin pasta yaptığı masa tam bir karmaşaydı.

 

“Onları boş verelim. Pastamız hazır! Geriye sadece malzeme eklemesi kaldı.” Lucy pastayı fırından çıkardı ve kremalar ile şekiller çizmeye başladı. Pastanın en üstüne bir kalp şekli çizdi ve içine de ‘L&L’ yazdı. Kenarlarına kaba doldurduğu malzemelerden yerleştirdi ve eline aldığı çikolata parçacıklarını üzerine serpiştirdi.

 

“İşte hazır! Tatmak ister misin?” Lucy pastayı coşkuyla kaldırdı ve Lancelot’a sordu. Yüzünde büyük bir gülümseme vardı.

 

“Bence pastayı jürilere saklasak daha iyi olur.” Lancelot umursamadan konuştu.

 

“Şey, tamam.” Lucy hayal kırıklığıyla pastayı masaya koydu ve saçlarını bağlamak için kullandığı kumaşı çıkardı.

 

“Sana yemeyeceğimi söylemedim. Sadece ilk tatması gerekenin jüriler olması gerektiğini söyledim.” Lancelot, Lucy’nin üzgün halini gördüğünde bir kez daha konuştu. Yolculuk boyunca daima gülümseyen Lucy’i üzgün gördüğünde garip hissediyordu.

 

“Gerçekten mi? Yaşasın!” Lucy mutlulukla zıpladı ve Lancelot’un koluna yapıştı.

 

“Çık üzerimden!” Lancelot koluna sımsıkı yapışmış olan Lucy’den kurtulmaya çalıştı.

 

“Ah pasta düşecek!” Lucy pastanın masa ucuna kadar geldiğini gördüğünde aceleyle ileri atıldı ve pastayı masanın ortasına itti.

 

“Heh.” Lancelot hafifçe kıkırdadı.

 

“Ah güldün! Sen güldün Lancy bu bir ilk!” Lucy, Lancelot’un çıkardığı sesi duyunca heyecanla gülümsedi.

 

“Biz pastamızı bitirdik!” Gitruc ikiliye seslendi.

 

“Biz de bitirdik!” Lucy coşkuyla karşılık verdi. Keyfi oldukça yerindeydi.

 

“O zaman değerlendirme başlasın.” Cüceler iki pastayı da denemek üzere sıraya geçtiler. Cücelerin pastası yamuk duruyordu ve her an dağılabilirmiş gibi bir hali vardı. Her tarafında birbirinden bağımsız ve anlamsız malzemeler insanın iştahını kaçırıyordu. Lucy’nin pastası ise tamamen mükemmel gözüküyordu. Cüceler bir kaşık yedikleri pastadan bir kere daha yiyebilmek için her şeyi yapmaya hazır gibi duruyorlardı.

 

“O zaman sonuçları açıklıyorum!” Gitruc pastayı yemek için yanıp tutuşan arkadaşlarını bastırırken konuştu.

 

“Kazanan ‘L%L’”