Kuyruklar ve Kelimeler Bölüm 2: Gecenin Yüzünden Bir Kesit

Bir efsaneye göre eğer var olan tüm dostluk efsanelerinden farklı bir dostluğun varsa belirsiz bir zaman boyunca uyuyan bir orman uyanırmış ve bu orman bu iki kişiyi içine çekerek sınavlara boğarmış, ormanın sonuna beraber çıkmayı başarırlarsa efsane olurmuş ama başarısız biterse onlara bağlı yeteneğe ait olan neyse ona dönüşürlermiş. Karşınızda uzak diyarlardan buna ait bir efsane getirdim. Ormanın derinlerine giden bu yolu izleyin çünkü sonunu bağlayan sizlerin ruhu olacak.

Kuyruklar ve Kelimeler Bölüm 2: Gecenin Yüzünden Bir Kesit

Bölüm 2: Gecenin Yüzünden Bir Kesit

Moya ve Neya hazırlandıktan sonra gündoğumu ile yola çıktılar. Neya, "Gün-doğumu. Gün-doğumu. Gün-doğumu." dedi. Moya kıkırdadı, "Umarım Miera çok uzaklara gitmemiştir." dedi. Neya ise umursamaz bir tavırla, "Uzaklara. Uzaklara. Meria'nın kuyruğunu bulana kadar." dedi. Moya, "Gece yıldızlar çok tehlikeli Neya." dedi. Neya bıkkınca nefes verdi, "Moya, sadece bir efsane bu. Gerçek bile değil. Gerçek arkadaş sınavı orman gibi. Kimsenin çıkmadığı yer yoktur." dedi. Moya korkuyla, "Neya ama kütüphanedeki hanım tam tersini diyor. Unutma, biz çocuğuz. İzci ya da Takipçi değiliz. En basit gece yolcuları onlar. Ve onlar diyor tehlikeyi Neeeyaa." dedi. Neya omuz silkti umursamaz bir şekilde, "Moya önemli olan ne? Saklanmak mı yoksa Meria mı?" dedi. Moya, "Sen tam bir delisin. O zaman ileriki köyden silah alalım." dedi. Neya, "Aklıma geldi de sabah yıldız yok ki. Hahahahahah...." dedi. Moya başını ikiyi yana salladı ve Neya'nın kolunu tuttu, "Ne tutuyon be?" dedi Neya. Moya durdukları yerden hızlıca Neya'nın kafasını çevirdi. Kısa bir süre boyunca parlamış olan ufak şeyleri gördüğünde şaşkınca onlara baktı, sonra heyecan ile Moya'ya döndü, "Onlar çooook güzeldi." dedi. Moya, "Hepsi yıldızdı çünkü, sadece bu saatte görünürler. Ay'a en yakın yıldızlar sabahları parlar, akşamları yol gösterir. Ama nereye götürürler bilmiyorum. Zararsız olduklarından eminim sadece." dedi. Neya, "Gene bir efsane yani. Hadi, gidelim. Yolda bana şu efsane kadınları anlat. Yolcu olmanın şartlarını falan." dedi. Moya koluna girdi ve gülümseyerek ilerlemeye başladılar.

Gece çökerken yıkıklar arasındaki ufak köyü gördüler. Neya, Moya'nın kolunu tuttu, "Eski köy yıkılmış. Bu insanlar yeni gelenler. Kulaklarımı ve beni sakla." dedi, korkuyla arkasına geçti. Moya, yere çantasını koydu ve içinden bir pelerin çıkardı. Neya korku ile ona baktı, "Tven amblemi var üstünde. Yakalanmaz değilim ben." dedi. Moya, "Ama ben de avcı değilim." dedi. Neya, "Nasıl aldın o zaman?" dedi. Moya, "Kazandım. Eskiden efsane yazarlarını izleyerek seçerlerdi. Sınav benim gidişim ile geldi. Çok kısa süre kalmama rağmen bana dokunulmazlık verdi. Asıl sorum şu: Bağımsız gözükecek kadar saklanmak istiyor musun?" dedi. Neya, Moya'nın bu pelerini hiç giymediğine emindi. Amblem giyildikçe bozulan bir şeydi.  Başını olumsuz anlamda salladı, "Koşarız en fazla." dedi. Moya pelerini çantasına koydu, "O zaman gitme vakti." dedi. Yavaş yavaş köye ilerlediler.

Elindeki ölü kediyi havaya kaldırdı, "Lanet yerli avcıları, takip izcilerinden bir türü daha yok etmişler." dedi ve meydana gelen iki kıza baktı, hızlıca kediyi arkasına aldı, "Köyümüze hoş geldiniz, ufak hanımefendiler!" dedi. Kedimsi soğuk bakışlar ile. "Nerede o?" dedi. Adam telaş ile, "Küçük hanım ne diyorsunuz?" dedi. Kedimsi, "Köy halkı ve halkın yanında yaşayan ufak halk. Nerede? Ya söyle ya da efendimin cezasını kabul et." dedi. Adam güldü, "Bu kız mı, efendin?" dedi. Gülmeye başladı adam. Adam gülünce diğer adamlarda gülmeye başladı. Kedimsi sinirle onlara baktı, "O, benim arkadaşım." dedi. Adam daha sesli güldü, "Bu aciz şey ne yapıyor?" dedi. Kedimsi sinirle,"Efendimin bilgesi o." dedi. 

Moya korku ile etrafına baktı. Ne yapacağını bilmiyordu. Arkadaşının bileğini tuttu. Arkadaşı ise elini tuttu ve, "Hadi!" dedi. Moya başını olumsuz anlamda başını salladı. Fakat arkadaşı gülümsedi. Moya düşünmeye başladı. Ama aklına bir türlü bir şey gelmiyordu. Korkuyla daha çok etrafına bakmaya başladı. Hafif sallanan dalgaki kuşa baktı, "Neya gidelim buradan. Ormancılar burada." dedi. Neya merakla arkadaşına baktı, "Saçmalama. Zaten yıkıkbir yere neden gelsinler?" dedi. Moya elinden tuttu, "Ellerinde yaralı bir yoldaş varsa. Hadi gidelim! N'olur?" dedi. Son cümlesinde yalvaracak şekilde çıkmıştı sesi. Neya adamlara sinir ile baktı, "Burada bitmedi." dedi. Yakındaki ağaçlara doğru ilerlediler ve koşmaya başladılar. 

Kuş,kedimesi ormana girince sahibine doğru gitti. Yakındaki bir ağaca kondu, "Derinlere gidiyorlar." dedi. Sahibi, "Derinler, ha? Kedimsinin izlerini takip için kullanın ve bana o öğrencikızı getirin." dedi. Ormancılar yanlarındaki hayvanlar ile etrafa dağıldılar. Onlar gittikten sonra ağacın arkasından bir oğlan çıktı, "O kız sadece masallar yazıyordu. Yani onun saklama imkanı yok. Gözlerinde değeri yoktu." dedi. Sahip, "Tam aksine tüm olaylara şahit olan o. Kimse o kadar fazla efsane bilemez.Göz göze gelmesi lazım.Ayrıca bir olayı bölerek masal yapacak kadar zeki. Nasıl aldım lordun evini sayıyordun? 4 kitaba bölmüş gerçekliği. Geldiği grubu ve bağımsızlığını almak için o kıza ihtiyacım var." dedi. Oğlan sıçradı ve ağacın üstüne çıktı, "O zaman avlanmam sıkıntı değil. Kedimsinin izini oldukça hızlı takip ederim." dedi. Dallar arasında sıçramaya başladı. 

Neya duyduğu hışırtalar ile içinden, "Neden bu kadar fazla ses var?" dedi. Moya'ya döndü, "Ormanda çok fazla ses var." dedi. Moya korku ile, "Senin kokunu almışlar, bizi orman içinden çıkarman lazım. Gece orman daha tehlikeli izimsiler bulabilir bizi." dedi. Neya, "Anladım. O zaman Meria'nın numarasını yapalım." dedi. Moya anlamaz bir şekilde ona baktı. Neya arkadaşının elini daha sıkı tuttu. Hafif zıplamalar ile durmadan sağa sola dönmeye başladı. Bunu yaptıktan bir süre sonra dümdüz koştu. Ve bunların hepsini birkaç saat boyunca yaptıktan sonra çıkışı buldu. Ve biraz ilerledikten sonra yere oturdular. Neya, "Yoruldum." dedi. Moya uzandı, "Beni düşün. Ben bittim. Benden bir şey kalmadı." dedi. Neya güldü, "Ama sonunda başardık." dedi. Moya, "Bir yere çadır kuralım. Kaçsak bile izini saklamamız lazım." dedi. Diklendi ve çantasını açıp ufak bir torba çıkardı, "Etrafta bir süre koş ve ondan sonra üstüne dök." dedi. Neya tiksinerek ele aldı, denileni yaptı. O sırada da Moya çadırı kurdular ve gece bitene kadar çadırın içinde dinlendiler.